September 20, 2008

Haşimoto için iyileşmeye giden yolda adımlar atmaya devam (3. bölüm)

İlk yazıda Haşimoto Tiroiditi hastalığının bende ne tür rahatsızlıklar yarattığından, ikinci yazıda bu rahatsızlıkları gidermek için yaptığım otoimmün dietinden bahsetmiştim. Bu yazıda iyileşmeye giden yolda attığım diğer adımlardan bahsedeceğim.

Hatırlarsanız, ilk aşamada otoimmün dieti yaparak kendime zararlı yiyecekleri bulup beslenmemden çıkarmıştım. İyileşmenin bir ayağı size faydalı yiyecekler yemekse, diğer ayağı da size dokunan yiyecekleri beslenmenizden çıkarmak. İşte ben de AIP yaparak bunları tespit edip dietimden büyük oranda çıkarttım. Büyük oranda diyorum, çünkü bazen, bazı şeyleri bana dokunacağını bile bile yiyorum. Evet ben hiç mükemmel değilim, belki de sıradan biriyim :P Her zaman doğru şeyler yapmak mümkün olmuyor maalesef. Kendime acı da çektirmiyorum artık, bugün bunu yiyeceğim diyorum ve yiyorum. Hoş, sonrasında çekmiyor muyum, çekiyorum, hem de nasıl! Ama ne yapayım, ben de insanım, benim de canım var, ve o can bazen hiç olmadık şeyleri çekiyor, cık cık cık. Aslında arada bir olunca o kadar kötü olmuyor. Sonrasında birkaç gün acılı geçiyor ama bu şekilde kendime dokunan şeyleri bir kez daha test etmiş oluyorum ve hala dokunduğunu görünce uzunca bir süre uzak durabiliyorum. Ve fakat gluten ve çikolata konusunda dersimi yeterince aldım. Herhangi bir zorum yoksa yemiyorum çünkü glutenin vücuttan atılması çok uzun sürüyor ve bir sürü komplikasyona neden oluyor, çikolatadan sonra da migrenim bir başlıyor ve 3 gün boyunca bitmek bilmiyor. O yüzden onları hiçbir şekilde yemiyorum ve genellikle paleo tarzı besleniyorum, bu şekilde kendimi çok daha iyi hissediyorum.

Yemek kısmını bu şekilde kapatıp başka neler yaptım/yapıyorum, kısaca anlatayım:
  • Sigarayı ve içkiyi bıraktım. Çok içmiyordum ama düzenli içiyordum. Sigaraya 14 yaşında başlamıştım, 28 yaşında bırakmıştım, 6 sene sonra tekrar başlamıştım ve bir bırakıp bir başlıyordum. En sonunda Allen Carr'ın kitaplarıyla tanıştım ve en ufak bir zorluk yaşamadan ikisini de kolayca bıraktım. 
  • Amalgam dolgularımı çıkarttırdım. Suction yöntemi ile. Bu süreçte ağır metal detoksu yaptım. Bunun için chlorella, spirulina, kişniş, sole/brine kullandım. Bu noktada bir parantez açmam gerekiyor: amalgam dolguların çıkarılması uygun şartlarda olmadığı zaman vücuda çok daha fazla zarar verebiliyor, o yüzden bu konuda profesyonel birisine danışmadan herhangi bir dişçiye gidip yaptırmanızı kesinlikle tavsiye etmiyorum. Bu, çok tartışılan ve riskleri olan bir uygulama. Araştırmadan lütfen bir şey yaptırmayın. Ağır metaller vücuda gerçekten çok zarar verebiliyor, o yüzden en iyisi ölçüm yaptırıp sonrasında doktorunuzla birlikte karar vermeniz olacaktır. 
  • Hayatımdan plastiği büyük oranda çıkarttım. Çelik su şişemle geziyorum. Eve de çelik hazneli bir su filtresi taktırttık. Reverse osmosis sistemi ile filtreleme yapıyor. Bu konudan tam da emin değilim aslında, hala araştırmaya devam ediyorum. Çeşitli labaratuvarla görüşüp analiz yaptırmaya çalışıyorum. Netleşince güncelleme yapacağım. [Güncelleme: Çevre labaratuvarında analiz yaptırdım. Değerler çok iyi çıktı.]
  • Hayatımdan zararlı kimyasalları büyük oranda çıkarttım: Şampuan, sıvı sabun, ped ve deodorant gibi şeyler kullanmıyorum. Kızlarınkini de, kendi saçımı da zeytinyağlı saf bir sabunla yıkıyorum. Koltukaltlarıma banyodan sonra karbonat sürüyorum, hiç koku olmuyor. Ped olarak da günlük kumaş ped, regl döneminde menstrüasyon kabı kullanıyorum, inanılmaz rahatım. Diş macunu yapıyorum, dönüşümlü olarak dişlerimi onunla fırçalıyorum. Diş için gerekli olduğunda ağız mikrobiomunu geliştiren bir probiotik kullanıyorum.  
  • Temizlik malzemeleri için mümkün olduğunca doğal (sirke, karbonat, limon) ve ekolojik olanlarını tercih ediyorum. 
  • 1,5 yıl önce probiotik (prescript assist) kullanmaya başladım ve halen kullanıyorum, hatta artık kullandığım 3 destekten biri bu. Diğerleri de kış aylarında kullandığım D vitamini 5000 IU ve regl öncesinde ve regl dönemimde kullandığım magnezyum desteği. Geçen yıl bir de fermented cod liver oil ve silica kullanıyordum. Selenyum için de brezilya fındığı yiyordum ancak Türkiye'ye geldikten sonra bu üçünü bıraktım. [Güncelleme: Probiyotik kullanmayı bıraktım. Evde kvass ve turşu yapıyorum.]
  • Her hafta mümkünse organik pazara gidiyorum. (Veganlar bundan sonrasını okumasın) Yoğurt mayalamak için sütümüzü Aysun the Sütçü'den alıyorum. (Vejeteryanlar da bundan sonrasını okumasın), et konusunda hala tam bir çözüm bulabilmiş değilim, geçici olarak kasaptan kuzu eti/ciğeri/yüreği ve kemiklerini alıyorum. Kemikleri kaynatıp kendime kahvaltılık kemik suyu yapıyorum, içerisine zerdeçal ve limon ekleyip haftada 2-3 kez bundan içiyorum. Diğer günler kahvaltıda yumurta ve zeytin yiyorum, yumurtamı hindistan cevizi yağı ile yapıyorum. Çay olarak da zenfecil-zerdeçal-tarçın çayı yapıp içiyordum eskiden sadece ama artık siyah çay da bolca içiyorum. Bir de kahve haftada bir içiyordum, İstanbul'a geldiğimden beri her gün içer oldum, biraz azaltsam hiç fena olmayacak aslında bunları.  
  • Öğlen yemeğim fix: yok-yok salatası. Dev bir salata hazırlayıp haftada 4-5 gün öğlenleri bunu yiyorum: muhtelif yeşil ve bordo yapraklı sebzeler (pancar sapı, ıspanak, ısırgan, marul, pazı, roka *yalnız dikkat rokayı yerken eklemek lazım, yoksa diğer yeşillikleri de bozuyor), kırmızı lahana, kereviz sapı, rendelenmiş pancar-havuç-turp, nane, maydonoz, dereotu, yeşil soğan. Bu şekilde buzdolabında 4-5 gün duruyor. Öğlenleri yerken içine avokado, kabak çekirdeği, kişniş, azıcık kaya tuzu, bol limon, soğuk sıkma zeytinyağı, kenevir tohumu ekliyorum. Salata benim en sevdiğim yemek, 2 yıldır hemen her gün öğlenleri bu salatadan yediğim halde halen bıkmış değilim. Off, yazarken bile ağzımın suları aktı, iyi mi :)  
Yemek bitti demiştim di mi, yine yemeğe gelmişim. Neden acaba? Evet bildiniz, çünkü beslenme iyileşmeye giden en önemli adım. Şimdi hepsini kısaca özetlemeye çalışacağım bakalım. Bu da benim sorunum, galiba twitter'da barınamamamın nedeni de bu: bir şeyi 140 karakterle değil, 140 paragrafla ancak anlatabilmek :P


İYİLEŞMENİN 4 AYAĞI
Kısaca özetleyecek olursam, iyileşmenin 4 ayağı var bana göre. Bu 4 ayağı sağlam kurarsak, iyileşmek mümkün.

1. Doğru beslenmek
Zararlı yiyecekleri elimine edip yerine faydalı yiyecekleri eklemek: pancar, dereotu, avokado, hindistan cevizi yağı, kişniş, zencefil, zerdeçal, kefir, lahana turşusu, kemik suyu, kambucha çayı, brezilya fındığı, iyotsuz-katkısız-rafine edilmemiş kaya tuzu, vs. benim bu hastalık vasıtasıyla tanıştığım ve artık severek yediğim/içtiğim şeyler oldu. Daha önce bahsettiğim gibi bir anda değil, 2 sene oldu başlayalı, faydalarını araştırıp okudukça yavaş yavaş ekledim bunları ve bir süre sonra alışkanlığa dönüştü (şu yazı sağlıklı bir alışkanlık edinmek için faydalı olabilir: How to trick your brain to create a new healthy habit).

2. Detox yapmak
Ben yalnızca ağır metal detoksu yaptım. Ancak vücutta yıllar içerisinde çok fazla toksin birikiyor, bunlardan arınmak önemli. Sevgili Canan Altunay Dolunay ve Vildan Boran'ın paylaştıkları araştırmalarda, 3 günlük arınma oruçlarının immün sistemi güçlendirdiğinden ve hatta yeni immün hücreler oluşmasına katkıda bulunduğundan söz ediyordu [1, 2]. İstanbul'a yerleştiğimizden beri detoks yapmaya daha çok ihtiyaç duyar oldum zaten, ilk fırsatta bunu denemek istiyorum. [Güncelleme: Henüz denemedim ama 2 aylık kalsiyum bentonit kili detoksu yaptım ayrıca her gün salatama kişniş ekliyorum, mevsiminde organik salatalığı kabuklarıyla yiyorum.]

3. Destek almak
Probiotik, fermented cod liver oil, magnezyum, D vitamini, selenium, vs. Tabii bunun için en iyisi değerlerinizi ölçtürüp ona göre takviye etmek. Haşimoto Tiroiditi hastalarında B12, D vitamini, selenyum ve demir eksikliklerine sık rastlanıyormuş. Bunları ölçtürüp yerine koymak önemli.

Bir de bunları mümkün olduğunca doğal yiyeceklerden sağlamak daha iyi olur diye düşünüyorum. Örneğin probiotik için lahana turşusu, yoğurt, kefir, kambucha çayı, kvass gibi fermente yiyecekler/içecekler. Magnezyum için hurma ve kabak çekirdeği, D vitamini için güneşin tepede olduğu vakit 15 dakika güneşlenmek. Hala eksik gelen noktada içerisinde mümkün olduğunca az alerjen bulunan destekleri kullanmak gerekiyor (gluten, süt ve süt ürünleri, soya, maya, şeker, sodyum, yapay aroma, tatlandırıcı, koruyucu, renk, vs. içermeyen destekler).

4. Bağışıklık sistemini güçlendirmek
Bağışıklık sistemine iyi gelen şeyler: kemik suyu, probiyotikler, propolis, spor, güneş (D vitamini), uyku, toprakla uğraşmak (topraktan geçen iyi bakteriler de bağışıklık sistemini güçlendiriyormuş), açık havada yürüyüş yapmak, örgü örmek, sevdiğiniz işlerle uğraşmak, insanlara/hayvanlara dokunmak-sarılmak ve bol bol gülmek.

O yüzden önce mutluluklar diliyorum, sevgiler...







Not: Bu yazı aslında Aralık 2014'te yayınlanmıştır, blogun konusu ile ilgili olmadığı için burada bulunmaktadır.