September 25, 2011

Erkek olunca...

YavruSu'nun hayali bebeği ile konuşmasından: 
- Bak bebeğim, bu botları giyebilirsin... ama erkek olunca...

* * *
Ve anneyle diyalog:
Y: Anne, erkekler ruj süremez di mi?
A: Ne alakası var, isteyen herkes ruj sürebilir.
Y: Babam da sürebilir mi?
A: Evet, tabii ki sürebilir (içimden 'umarım istemez ama' :P) isterse neden olmasın!
Y: Evet ama anne olunca sürer, di mi?
A: ?!?!?!?!
* * *
"Anne olunca", "erkek olunca",... bu sene böyle şeyler oluştu kafasında. Sanırım yazın başladı. Her yaz olduğu gibi bu yaz da Türkiye'ye gittik. Orada gördüğümüz insanlar genellikle üstüne başına özen gösteren, makyajsız dışarı adım atmayan şık kişiler olunca, bizimki de 'vay be böyle bir yaşam da varmış, ne kadar da renkliymiş' diyerek balıklama daldı olaya. Artık anneanneye ruj sürdürmeler, komşudan oje istemeler, elbise dışında kıyafet, pembe dışında renk tanımamacalar... Vay be dedim, demek toplum böyle bir şeymiş! Ben bile bir noktada, dükkan dükkan gezip burada hayatta giymeyeceğim kıyafetleri almaya çalışırken buldum kendimi. Hoş ilk geldiğimde de buradakileri yadırgamıştım, bu ne özensizlik diyerek. Ama artık alıştım ve aralarına karışıp rahata kavuştum --annemin dediğine göre ise iyice paspal oldum :) Türkiye'de normal, halktan biri gibi görünebilmek için epey çaba harcadım. Hatta YavruSu'nun ısrarlarına dayanamayıp ruj bile sürdüm. Gelince normale dönmem çok uzun sürmedi neyse ki ama YavruSu malesef hala aramıza dönemedi. Geçen gün dışarı çıkacakken bir ara ortadan kayboldu, bir geldi ki palyaço gibi! Ne oldu böyle, hasta mı oldu acaba, yanağını mı çarptı diye telaşlandık bir anda. Meğer pastel boyaları alıp ruj gibi sürmeye çalışmış!!! Allahım, bu da mı gelecekti başıma??? Müstahak ama bana!!! O kadar artistlenirsem olacağı buydu! Yok tayt giydirmezmişim, yok pembe sevmezmişim... Al işte sana hem pembe, hem tayt: pembe tayt! Arkadaşım L. demişti ama zaten, "bu dediklerini sana çifter çifter yutturacak" diye... Bu kadar çabuk beklemiyordum ama! Aaah, ahh!

...derken, geçen gün başka bir enstanteneyle olayın iyi tarafını gördüm :) Dışarıya çıkarken bana yine 'zorla' elbise giydirdi KokoşSu. Sonra da
- ikimiz de elbise giydik, ama baba giymemiş, baba elbise giyemez, baba eksik. 
dedi. Bir an, vay be dedim, eksik etek diye kızlara derlerdi ama... Sevindim aslında içten içe; kendini eksik olarak görmemesi hoşuma gitti. Erkekleri böyle görmesi hoş değil tabii ama onu da konuştuk sonra. Dedim ki, herkes her istediği şeyi yapabilir, hatta erkekler birbirleriyle evlenip çocuk bile 'yapabilir'. Evlenmek de şart değil. İki babası ya da iki annesi olan çocuklar da var bu dünyada. Neden olmasın ki! Farklılıklarımız, bizi biz yapan, yaşamı güzelleştiren şeyler. Düşünsene dedim, herkesin aynı olduğu bir dünyada yaşamak ister miydin? Çok sıkıcı olurdu kanımca ;)

* * *
İşte "And Tango Makes Three" de farklılıklara dair yazılmış bir çocuk kitabı. New York'ta bir hayvanat bahçesinde yaşanmış gerçek bir olayı anlatıyor. Roy ve Silo iki erkek penguen. Her şeyi birlikte yapıyorlar. Birlikte şarkı söylüyorlar, birlikte yüzüyorlar, birlikte geziyorlar. Roy nereye giderse, Silo da peşinden gidiyor. Bakıcıları onların birbirine aşık olduğunu düşünüyor. Roy ve Silo diğer penguenlerin yumurtladığını görünce, kendilerine taşlardan yuva yapıyorlar. Taşların üzerinde oturup bekliyorlar ama bir türlü yumurtaları olmuyor. Her seferinde hayal kırıklığına uğruyorlar. 

Bunu farkeden bakıcıları, sonunda başka penguenlerin yumurtalarından birini alıp onların boş yuvasına koyuyor. Ve Roy ile Silo yumurtanın başında gece gündüz nöbet tutarak bir yavruya kavuşuyorlar. Ona Tango ismini veriyorlar, çünkü tango yapmak için iki kişi gerekiyor. Ve Tango da onları 3 kişilik bir aile yapıyor: "and tango makes three" ismi buradan geliyor. Sonraki sayfalarda her şeyi artık üçü birlikte yapıyor ve görüyoruz ki aile olmak için sevgiden başka hiçbir şey gerekmiyor  :)

Gerçekten çok sevimli bir kitap. Internette hakkında binlerce şey yazılmış. Öğretmenler için ders planları, çocuklara felsefe öğretmek için hazırlanmış sorular da var. Bu kitapla, geçtiğimiz yıl tam bu zamanlarda, bizim bölümün çocuk kitabı severlerinin aylık okuma toplantısında tanışmıştım. Konu, Eylül'ün son haftası olması dolayısıyla yasak kitaplar haftasıydı. Türkiye'de yok tabii böyle bir hafta; biz daha yazıya geçmeden henüz düşünce aşamasında icabına baktığımız için gerek de kalmıyor zaten(!) Neyse, bu hafta dolayısıyla, bazı eyaletlerin okul ve kütüphanelerinde yasaklanmış veya çokça tartışılmış kitapları okuduk. Kitapların yasaklanma ya da tartışılma nedenleri genelde seks, şiddet, küfür içeriyor olmaları ya da anti-aile, eşcinsellik gibi temalara sahip olmaları. Bu kitap da bir çocuk kitabı olarak homeseksüel ilişkiye yer verdiği için 2008'in en çok eleştirilen kitabı olmuş.

* * *
Alternatif ilişkiler, farklı yaşamlar olduğu/olabileceği küçük yaştan itibaren anlatılabilir çocuklara. Böylece, hem çocuk farklı seçimler yapabileceğini görür ve eğer kendisini farklı hissediyorsa, toplumun onun için biçtiği rolü zorla oynamak zorunda kalmaz, hem de bu tarz seçimler yapan insanlar için kullanılan saçma sapan tanımlamalar/tacizler ve yazmaya elimin varmadığı daha beter davranışlar tedavülden kalkar. Örneğin, Pırtık Tekir kitabında sevdiğimiz bir şeydi bu; Handan ve Bahar'ın lezbiyen olduğu ima edilmemiş olsa da iki kadının birlikte yaşaması, farklı yaşam biçimlerine yer verilmesi gerçekten çok güzel. Benzer durum, engelli insanlar için de geçerli. Animal Boogie kitabından bahsederken yazmıştım, bu tarz resimlerin/öykülerin kitaplarda yer alması çok önemli diye. Bizden farklı olan insanlar yabancı değiller, sıradışı değiller, hasta, bölücü, terörist, bağnaz, yobaz, kaçık, sapık, vs. hiç değiller. Hepimizin özü aynı, hepimizin özlemleri, umutları var, hepimizin eşit şekilde yaşamaya hakkı var! Ama bazılarımızın dertleri çok büyük. Birbirimizle empati kurmamız şart. Biz de 'farklı' doğmuş olabilirdik, hatta belki öyleyizdir ve belki de böylesi bizim için daha iyidir. Neden olmasın?



İlgili Yazılar:
Oğlum gay. Ya da değil. Umurumda değil, o hala benim oğlum. (Oğlu gay olan bir annenin blog yazısı)

Erkek yurdunda trans olmak. Pınar Öğünç, Radikal Gazetesi (29 Ekim, 2010).

Konuyla ilgili diğer çocuk kitapları: 
Teens Questioning Gender Identity and Sexuality. (Ilinois Universitesinden Lacy Spraggins'in hazırladığı cinsiyet meseleleri ile uğraşan kitaplardan oluşturduğu bibilografya)

Yasak kitaplar haftası ile ilgili linkler:
Banned Books Week web sitesi: http://bannedbooksweek.org/
Wikipedia'da Banned Books Week: http://en.wikipedia.org/wiki/Banned_Books_Week

24 comments:

zeynep said...

bu yazını çok beğendim!

zeynep said...

This comment has been removed by the author.

ycurl said...

Cetrefilli konu ozellikle escinsellik kavramini anlatmak. Biliyorsun belki burada daycare'lerde kendi aralarinda gruplara ayriliyor. Liberal olanlar ve olmayanlar diye :) Zaten belli bir noktada anlatmak gerekiyor ama kac yas bunun icin uygun bilmiyorum. Farkliligi bilme kavrami onemli ama biz farkli dil, din ve irkta insanlarin birlikte yasadigi heterojen bir toplumda yasiyoruz. Dusunsene Turkiye daha homojen bir yapiya sahip orada ki farklilik daha cok sinifsal sekildeymis gibi.
Yalniz sen ne yaparsan yap kiz cocuklari duskun oluyor boyle sus pus islerine. Ama bu bir donem de olabilir. Belli olmaz yani :) Ayrica pembe giydir canim guzel bir renktir pembe -illa kiz konsepti acisindan yaklasmayalim renklere-

yeliz said...

çok güzel bir yazı evren.

farklı bakış açısı beni çok gülümsetti. Mesela pırtık tekiri milyon defa okudum, handan ile baharın lezbiyen bir çift olacağı hiç aklıma gelmedi. Kardeş sanıyordum ben onları:))) belki de hani şu çocuk kitabında asla olmaz diye bir bilinçaltı mı acaba? bilemedim belki daha az sorgulayan bir yapım var:)

Arca'da erkek kız kavramı var ama mesela ruj sürmek istese? ister mi ki? kolyelerimi takıyor, takı kutumla oynuyor hatta sütyenimi giymişti geçende. üstünde durmuyorum. Ama ruj oje sürüp gezmek istese...

dur benim aklıma bir anım geldi, post olarak yazayım burasını gevezeliğimden kurtarayım.

not: tekrar yazmana öyle çok seviniyorum ki...

es said...

Farklılıklar elbette güzeldir ama maalesef henüz ben bile cinsiyet konusundaki bu farklı bakışları kabullenemiyorum..Gayleri,lezbiyenleri düşününce onlar için üzülüyorum, böyle bir evladım olsa ne yaparım diye düşünüyorum,ama kabullenemiyorum..
Belki bu konuda kesin yargıları olan bir toplumda büyümenin bedeli bu..

füsfüs said...

evren çok eğlendim çok öğrendim; tarzının hastasıyımn:)))
bak sen yavrusuya ruj sürdü demek:)))

Yüksel said...

merhaba, çok çok güzel bir yazı elinize sağlık. biz TR de maalesef o kadar uzağız ki henüz bu düşüncelerin. çok kısaca ben de bir örnek vermek istiyorum. Kızım Rüya, 3 yaşında, kreşe gidiyor ve gitmeye başladığından beri erkekler bunu yapar kızlar bunu yapar ayrımları başladı :( geçenlerde babasına "erkeklerin saçı kısa olur, kızların ki uzun olur" demiş. Baba hemen çok yakın arkadaşlarımızdan örnek verip Nurten'in saçı nasıl? kısa..Kadir'in saçı nasıl? uzun..hmm demek ki ikisi de olabilir, erkek ya da kız olmaları önemli değildir demiş...daha kreşlerde beyin yıkamaya başlıyoruz ama ailenin tepkisi çok önemli bence...tekrar elinize sağlık.

Crocus said...

Toplumun onlara biçtiği rolü, çocuklarımıza küçüklükten bu yana aşılıyoruz. Kızlar bebeklerle, erkek çocukları kamyonlarla oynar, mesela.
Farklılıkları görmesi sorgulamasını, empati kurmasını daha da kolaylaştırır diye düşünüyorum. Bu arada bu farklılıklara bakışını etkileyen en önemli etken olan aile ve toplumun bakışı da çok önemli 

yagizlahayat said...

Yazıların beni düşündürüyor. Evren yazdıysa kafa yormak lazım diyorum.
Bu eşcinsellik olayı beni ürkütüyor açıkçası. Olanları yargılamasam da, oğlumun öyle olmasını istemem. Sanırım yetiştiğimiz kültür düşüncelerimizi şekillendiriyor.
Geçen de Yağız "anne ben makyaj yapıyoyum" dedi. Bende "çocuklar makyaj yapmaz anneler yapar" dedim. Aslında söylemek istediğim erkekler yapmaz kızlar yapardı ama kız-erkek farkını şimdiden vermek istemedim. Doğru olan çocuğun yaşadığı toplumun değerlerine göre yetişmesini sağlayıp sıkıntı çekmemesi mi, yoksa ona geniş bir ufuk verip, insanlarla başetmesini sağlamaya sevketmek mi, bilemedim...

banushka said...

Evren çok özlemişim yazılarını :) iyi döndün ya...

Önce gerim gerim gerilsem de pembeleri de, taytları da, fırfırlı etekleri de - sancılı oldu ama - artık sineye çektim rahatladım.

Kızlar böyle yapar, erkekler böyle yapar örnekleri bizde de çok... okulundaki tüm 3 yaşların aynı olmasından çıkarttığım; bu yaş benlik gelişiminin uygun adımları bunlar... yine de içimden hay Allahım nereden buluyor bu örnekleri diye isyan edebiliyorum. Farklılıklar konusunda çok hassaslar bu yaşlarda... referans dünyalarını yavaş yavaş genişletmeli ama zamanlaması ve usulu konusunda emin değilim bende...

Cincüce Banu said...

Çok besleyici bir yazı, teşekkürler.
Bu kızlar pembe giyer fikri ne acayip bir şey. Hiç sözü bile edilmese de, dayatılmasa da nasıl oluyor da billa bunu yapıyor kız çocukları? Büyük konuşmamak lazım. Ben bu pembe mevzusuna fazla takılmış durumdayım, gün gelir "Büyük konuştum," der miyim, acaba, korkuyorum.
İlişkiler meselesiyse ne yazık ki Türkiye'de hâlâ kabullenilememiş pek çok konuyu içeriyor. Çok aydın ve modern olarak tanımlanabilecek bir aile dostumuz geçenlerde eşcinsel genç bir erkekten söz etti ve "aman kimsenin evladının başına gelmesin," deyip cık cık yapıp tahtaya vurdu. Çok şaşırdım. Ya kendi oğlu eşcinsel olduğunu söyleseydi ona? Ne yapacaktı? Oğlu başka birine mi dönüşecekti?
İnsanlar umulmadık anlarda çok şaşırtıyor beni.
"And Tango makes Three" bize çok sevdiğimiz kişilerce armağan edildi bu yaz. :) yazılmayı bekleyen kitaplar arasında.

Naz'ın Annesi said...

Buraya yazan birçok arkadaşın ismini görünce şaşırdım doğrusu.Çünkü,farklılığı kabullenmeyen, dışlayan kişilikler var içlerinde :)))özünde asla butür farklılıkları kabul etmeyen ama ortada konuşulduğunda,başkalarının kabul etmediklerinden dem vuran tipler...
Yazmak için yazmayın arkadaşlar,gerçek fikirlerinizle gelin ki yardımcı olalım...

Bahar said...

Evren iyi ki geldin :)
Bizde de "ben buyuyup erkek olunca ayakta cis yapacagim" vardi bir donem. bizim de bu farkliliklari anlatmamiz lazim ama henuz girmedik. ornegin kizimin okulda en iyi arkadasi olan kizin babasi yok sadece annesi var (sperm bankasi), okulunda iki anneli cocuk var, ama henuz soru gelmedi bunlarla ilgili.

Evren said...

Zeynep,
Cok tesekkurler!

ycurl,
Bence farkliliklari anlatmak icin hicbir zaman erken degil. Ozellikle de 3 yas civarinda her seyi kaliplara sokmaya calistiklari donemde. Aci biber yerken bile, T. bir Adana'li olarak cok rahat yedigi icin ve ben her seferinde ortaligi ayaga kaldirdigim icin, bizimki "aci biberi babalar yiyebilir di mi" demeye basladi!!! :):( Guler misin, aglar misin durumlari yani. Dolayisiyla kafalarinda bu tarz genellemeleri olusturduklari donemde farkliliklar oldugunu gostermek onemli diye dusunuyorum... Pembe konusu da cetrefilli, ben de cok severdim kucukken cingene pembesini, Tulin Su da cingene pembesini seviyor neyse ki, benim gicik oldugum su Barbie pembesi, seker pembe, o kadar abarti kullaniliyor ki burada... Turkiye'de bu kadar yok sanirim. Neyse bu pembe konusuyla ilgili bir arastirma var, yazacagim yakinda, yine konusuruz.

yeliz,
Cok tesekkurler! Kardes de olabilirler tabii. Ama guzel olan, klasik bir kadin bir erkekten olusan bir aile olarak cizmemisler, o benim hosuma gitti. Evet hassas konular, senin de yazdigin gibi dusunuyoruz malesef... Ve tekrar cok tesekkuler!

Es,
Malesef, toplumun bu konuda katkisi cok buyuk. Pek cok insan saklamak zorunda kaliyor, bastiriyor. Bu da baska sekillerde ortaya cikiyor. Oysa bu cok dogal bir sey, dogada olan bir sey. Hatta bir goruse gore, insanlar da biseksueller ve toplumsallasma sonucu tek bir cinsiyet seciyorlar. Kimbilir?

Fusfus,
Cok tesekkurler! Sorma valla, gidip iceri gizli gizli surmus, bir de soruyoruz ne oldu diye soylemiyor. Yikattirmadi da, o benim rujum diye. Simdiden boyle, yandik valla buyuyunce :P

Yuksel,
Merhaba! Cok tesekkurler! Zahmet edip yazmissin, sagolasin, orneklerle daha zenginlesmis burasi. Ve sana tamamen katiliyorum, ailenin tepkisi gercekten cok onemli! Senin de eline saglik, sagolasin!

Crocus,
Evet sana katiliyorum. Farkliliklari gormesi, empati kurmasini kesinlikle kolaylastiracaktir. Ve dedigin gibi aile de toplum da onemli, kucuk yaslarda sanirim ailenin tavri daha onemli olacaktir. O yuzden bence cocuklarimiza anlatmak icin hicbir zaman erken degil.

yagizlahayat,
Dusunup kafa yormana cok sevindim. Evet gercekten yetistigimiz kultur cok onemli. Benim burada cok yakin arkadaslarimdan biri gay, simdi Almanya'ya gitti gerci. Kendisi Yunanistan'da yetismis, orada da LBGT'lilere davranislar cok sicak degilmis onun buyudugu donemde. Ama ailesinin onu desteklemesi, kosulsuz sevmesi, onu gercekten ozguvenli bir insan yapmis ve su anda tutkularinin pesinden kendinden emin bir sekilde kosabiliyor.
Bir baska arkadasim, Cin'li, o da yeni acikladi gay oldugunu; ve yuzunde acan cicekleri gorunce oyle sevindim ki onun icin. Cocugun iliski kurma bicimi degisti, gozlerinin ici farkli parliyor simdi. Onun da ailesi destekliyormus kendisini. Dolayisiyla bilemiyorum, toplumun degerlerine gore yasamak icin kendini engellemesi, bastirmasi ne kadar saglikli olur bilemiyorum. Bizim icin de oyle, bunlar derin konular... ama konustukca, gorunur kildikca yavas yavas da olsa bu tabulari kirabilecegimize inaniyorum.

Evren said...

Banushka,
Cok tesekkur ederim, sagolasin. Ben de sizi gordugume ve yeni bloguna cok sevindim. Umarim bu daha cok yazacaksin anlamina geliyordur :) Pembeler, firfirli etekler, parlak babetler ben de artik pes ettim, ne isterse giyiyor, kendisi seciyor her seyini. Ama bu bir donem gececek diye ummuyor degilim hala :) Ve evet tam dedigin gibi, su 3 yas doneminde bu tarz genellemeleri olusturuyorlar beyinlerinde, sanirim survival icin evrimsel olarak gerekli bir asamaydi bu. Ama yukarida ycurl'a da yazdigim gibi farkliliklari anlatmak icin hicbir zaman erken degil diye dusunuyorum. Tam da bu tarz kaliplari olusturduklari donemde farkli ornekler onemli sanki...

Cincuce Banu,
Cok tesekkuler! Bu pembe konusuyla ilgili bir arastirmadan bahsedecegim sonra ama gercekten de cok acayip bir sey. Belli bir donemde oluyor saniyorum ve gececektir diye umuyorum. Ve hatta farkettim ki, buraya geldikten sonra morlara siyahlara daha cok ilgi gostermeye basladi ama bakalim... Malesef dedigin gibi insanlar cok var, uzucu gercekten... "And Tango makes Three" kitabini da once sizin yazmanizi bekleyecektim ama tutamadim cenemi, sonra da dedim ki zaten ne kadar cok insan yazarsa o kadar iyi :) Uzun lafin kisasi, bekliyoruz heyecanla yazmanizi :)) Cok sevgiler!

Naz'in Annesi,
Belki bu arkadaslarin fikirleri degismistir, bakis acilari genislemistir, bilemiyorum ki. Degisim guzel bir sey. Neden olmasin?

Bahar,
Cok tesekkurler! Bu ayakta cis olayi aynen bizde de vardi :D Sizin sinif renkliymis epey :) Ne guzel! Ortam da hazir, sıkıntı cekmezsiniz hic. Cok sevgiler :)

Bahar said...

Evrencim ben unuttum soylemeyi. Ayni pembe donem bizde de yasaniyor ki gayet anti-pembe bir kisiyim ben. Okulda diger kiz arkadaslardan goruyor, hatta gecenlerde "prenses elbisesi" diye pembe bir bale kostumu aldirtti. Ben degil dedesi aldi, tamam dedik artik boyun egdik. Prenses kavramiyla bozdu. O elbisesini giyip, tahtanin ustunde "balance" yaparken bana diyordu ki, "ben prenses oldugum icin yapabiliyorum bak boyle".
Ben bunun bir donem olup gececegini umid ediyorum, yoksa yandik. Kucukken benim de bir "ben kralice oldum" sendromum varmis, 6-7 yaslarinda. ama sonradan gayet anti prenses olup ciktim. o yuzden umidim var.

Elif said...

Evren'cim ne güzel yazmışsın.
İyi ki geri döndün.Hasretle bekliyordum yazılarını.

Evren said...

Bahar,
Cok guldum yaa, prenses oldugu icin miymis :D Evet bir sekilde ogreniyorlar bunlari, kacis yok. Consuming Kids'i izlemis miydin? Dur bak onunla ilgili de yazayim bir ara. Isimiz zor yani. Ama ben de senin gibi umutluyum hala :)

Elif,
Cok tesekkurler! Sagolasin :) Ben de seni gordugume cok sevindim :D

anne kaleminden said...

bizde konfordan çok dış görünüm önemli... biraz salsak kendimize bakmıyor oluyoruz. ben oraya çok kolay adapte olurdum onu anladım. kızım da benim gibi, tüm arkadaşları pembe elbiseler içindeyken hep beli lastikli eşofman giymek istiyor :) ben de tamamen onun tercihlerine bırakıyorum. bir kızım bir oğlum olduğu için gözlemleyebildiğim içdürtüsel bazı tercihlerinin olduğu yönünde... bizde de var evet erkekler şöyle-kızlar böyle gibi bir takım söylemler, bu yazı biraz düşündürdü beni... mesela oğlum deseydi ki "erkekler ruj sürmez di mi" rahatlıla evet sürmez derdim ama şimdi sınırları koyarken daha esnek olmalıyım diye düşündüm, güzeldi, teşekkürler...

banushka said...

Ah bak Bahar'ın dediği bu prenses olduğum için lafı biz de var aynen... Prenses olduğum için bu giyerim, prenses olduğum için böyle durabilirim :P bu yaş kız çocuklarının hepsi mi kendini prenses zannediyor ne? Resmen prensli prensesli hikaye anlatmayın artık diye gestapoluk yapıyoruz yakınımızdakilere :) ama bir yere kadar...
Gerçi babam da beni prenses kızım diye severmiş :P annemin dediğine göre o zaman hakikaten öyleymişim sonradan böyle olmuşum :P

pnr/cnr said...

bu, okuduğum ilk yazınız ve çok sevdim..tarzınızı da, bakış açınızı da..
farklılıklara gelince..asla insanları farklı olduğu için ayıplamam, sonuçta herkesin bir hikayesi vardır, gün gelip oğlum bana eşcinsel olduğunu söylese onu evlatlıktan reddedecek de değilim, ama açık söylemeliyim yine de oğlumun böyle bir tercihi olmasını istemem, çünkü bugünkü toplum koşullarında çookk çok zorlanacağını düşünürüm..
ama çocuklara büyüdüklerinde insanları yargılamamaları için bu tarz bir bakış açısının verilmesi gerektiği konusunda çok haklısınız..
(bu arada 3-4 yaş cinsel kimlik gelişimi dönemi galiba, o yüzden her olguyu kız veya erkek olmakla ilişkilendirmeleri doğal ve belki de normal olanı..çocukluktaki her gelişim dönemi gibi bu da bir basamak ve geçici diye düşünüyorum..)
sevgiler..

Evren said...

Anne kaleminden,
Evet konfor önemli burada, rahat edersiniz :) Ve de ben teşekkür ederim :)

Banushka,
Bizde bu prenses olayı henüz çıkmadı, bakalım merak ediyorum ne zaman çıkacak diye. Gerçi biz hiç böyle hikaye anlatmıyoruz, kitap da yok, okulda da yok bildiğim kadarıyla ama belli olmaz, artık gördüm ki her yerden çıkabiliyor böyle şeyler. Neyse ki sonrası için umut varmış :D

pnr/cnr,
Çok teşekkürler! Evet dediğiniz gibi bu bir dönemmiş, ve evet tam da bu dönemde farklı örneklerden bahsetmek önemli, henüz kafalarında sınırları çizmeden, kapıları kapatmadan... Teşekkürler! Sevgiler :)

Bezen Hindistan said...

sunca yildir bu ulkede yasiyorum, boyle bir hafta oldugunu bilmiyordum. tesekkurler bilgi icin:)

Evren said...

Bezen Hindistan,
Rica ederiz efenim. Kutuphanecilik okulunda olunca onemli oluyor. Bir de bir suru etkinlik duzenleniyor, read-aloud'lar, yasak kitap sergileri, vs.