Friday, March 2, 2012

Jane'ce

Dil olayı iyice aldı başını gitti. Karışmalar eskiden kelime düzeyindeydi:
- I want to tak this. (kolye gibi bir şey takmaya çalışırken)
- We need to find the erkek! (oyunda kaybolan erkek bebeği ararlarken)
- Bu sandalyeyi biraz scoop back yapar mısın?


Hadi bunları anladık ama şuna ne demeli:
- Ben kolumu kıvır yapmıycam!
Türkçe cümlede İngilizce kelime kullanıyor sanki... İyice şaşırdı artık.


Bir de esas gramer olayı var ki olayı iyice karmakarışık yapan da bu...
- Mommy, bu senin için okumak.
- Anlıyorum!

Ama esas ertesi gün anladık ki:
- Daddy, this is for you to read.
cümlesinin Jane'ce mealiymiş!


Bir de siz biliyor muydunuz Türkçe'deki ikilemeler İngilizce'de nasıl kullanılır? :P
Burnunun üzerindeki yarasını çok kaşımamasını söyleyince:
- Mommy, böyle slow slow kaşıyabilir miyim peki?



Tuesday, February 28, 2012

Kullan-atMA (II)

Evet, dün kıyafetleri yazmıştık, şimdi buradaysanız, gelelim diğerlerine. Çok sevdiğim bir site var. Biraz reklama girecek ama bunu felsefesi ve fikir vermesi açısından düşünün: http://www.reuseit.com/

Bu sitede kullan-atMA ürünleri satılıyor esasen. Ama daha da güzel bir bölümü var ki, evimizde bulunan kullan-at'lara alternatifler sunuyor. Şimdi ben bunları listeleyeceğim ama satın almanız için değil. Belki evdeki farklı şeyleri değerlendirip yaparsınız, belki de bir arkadaşınızdan alırsınız, bir yerlerden bulursunuz, ikinci elini alırsınız, başka kullanıp atmamış olan kişiler size devreder, kendiniz başka bir alternatifini üretirsiniz diye. Ama en önemlisi kullan-at'ları hayatımızdan çıkaralım, consumption angle'da tüketici olarak bu çöp olayına bir dur diyelim diye.

Pazar Çantası
Plastik poşet yerine yeniden kullanılabilir bez çanta. Bunun için Türkiye'de harika bir site var: Pazar Filesine Dönüş  Kendiniz yapmak isterseniz de Internette çok güzel örnekler var. Örneğin, şu soldaki t-shirt'ten yapılmış bir pazar çantası (kaynak). Üstelik materyalini bildiğiniz, temiz bir t-shirtun içerisine koyacaksınız meyve ve sebzenizi; hangi kimyasallardan üretildiğini bilmediğiniz sağlığınıza zararlı, dünyaya zararlı bir plastiğin içerisine değil. Ve de yıllarca kullanabileceğiniz şık bir çantanız olacak. Bu kadar reklamdan sonra herhalde herkes elinde makasla t-shirtlere girişmiştir :)

Tamam tamam, her şeyi böyle ayrıntılı yazmayacağım. Ama aralarından 2 tanesini daha çok sevdim onları paylaşmadan edemeyeceğim.

Pipet
Plastiğin zararları üzerine geçmişte yeterince dil dökmüştük zaten. Bunları görünce çok heyecanlandım.  İşte karşınızda kırılmaya karşı hayat boyu garantili cam pipet ve paslanmaz çelikten yapılmış pipet :)  

                     


Ve Ped
Yeniden kullanılabilir pamuklu bebek bezi kullanılıyor da, neden ped kullanılmasın :) Türkiye'de de Dünyayı Kurtaran Kadınlar satıyor bu alternatif ürünleri (pedden başka alternatif seçenekler de var). Bir kere alıp ömür boyu kullanabilirsiniz bunları. Üstelik sağlığınıza katacağınız sağlık da cabası. Bilmiyorum duymuş muydunuz ama dioxin ile beyazlatılmış tampon ve pedler rahim kanserine sebep olabiliyormuş. Bir de üzerine hayatınız boyunca kullandığınız ped sayısını düşünün, doğada oluşturduğu çöpü. Ve bu çöpün nerede son bulacağı hiç belli olmuyor maalesef :(







Reuse.com sitesindeki diğer yeniden kullanılabilir ürünler

İçecek

Yemek
Yemek çantası (Türkiye'de dışarıdaki yemekler buradaki gibi kötü olmadığı için çok kullanılmıyor diye tahmin ediyorum; biz burada hem kendimiz için hem de YavruSu için her gün kullanıyoruz).
Buz (Bu da işe/okula yemek götürüyorsanız, soğuk tutmak istedikleriniz için ideal)

Mutfak

Temizlik 
Buradaki ürünleri hiç kullanmadığım için yazmadım. Siteden bakabilirsiniz. Ama temizlik için son zamanlarda duyduğum en güzel şey buharlı temizlik makinesi oldu. Hiç kimyasalsız, sadece su buharı ile bütün evi temizlemek mümkünmüş.   

Ev & Kişisel
Yolculuk kapları (uçakla sık yolculuk yapmak zorunda olanlar için süper)
Paket kağıdı alternatifleri
Peçete
Femininen ürünler

Ofis
USB ile şarj olabilen el feneri

Dediğim gibi bunları sadece fikir vermesi için yazdım. Çoğu olmadan da yaşanabiliyor. Bakınız ben hala hayattayım :) Bence en iyisi siz hayatınızdaki kullan-at'ları bir gözden geçirin. Kullanıp atmanız şart mı diye bir bakın, sonra vazgeçemiyorsanız, yeniden kullanılabilir alternatifleri ile değiştirmeye çalışın. Başlangıçta epey para vermek gerekebilir ama uzun vadede hem sizin sağlığınız, hem dünyanın sağlığı hem de bütçeniz için çok karlı olacağı kesin.

Güncelleme: Husra yazmış yorumlara, pedler için Etsy'de çok çeşit varmış. Üstelik oradan alınca, paranızı büyük şirketlere de kaptırmamış oluyormuşsunuz. Bir de dikiş makinesi olanlar için evde kendiniz de kolayca yapabilirmişsiniz. Patronlar, nasıl dikileceği her şey mevcutmuş. Benden iletmesi, siz arama motorunuza bir sorun isterseniz.  

Monday, February 27, 2012

Kullan-atMA (I)

Evren sağolsun, elektronik atık ve genel olarak küresel atık üzerine çok güzel bir seri kaleme aldı. Hala okumadıysanız hemen buyrun buradan (I, II, III, IV) bir solukta okuyup gelin :)

Geldiniz mi? Tamam o zaman başlayalım. Evet, ne demiş Evren? Consumption Angle kimden başlıyormuş? Bak şimdi, olmadı, bir daha oku bakalım, iyice sindir, sözlü yapıcam :P

Tamam mı? Evet başlayalım. Neymiş? Tüketici! Evet tüketici; aferin, 100! Şimdi devam edebiliriz. Geri dönüşüm (recycling) üzerine yazmıştık daha önce, şimdi bugün biraz da yeniden-kullanma / hep-kullanma / kullanıp-atmama (reuse) üzerine birkaç söz söyleyelim.

Şimdi gözlerinizi açıp çöp kutunuza bir bakın. Burnunuzu kapatabilirsiniz :P Neler var çöpünüzde? Tamam bana cevap vermek zorunda değilsiniz :) Ama kendinize cevap verin, her gün o kadar çok çöp üretmek zorunda mısınız? Yarım limonun kabuğunu çöpe atmadan önce nasıl değerlendirebileceğinizi, farklı şekillerde yeniden kullanabileceğinizi hiç düşünmüş müydünüz? Buyrun bakın, burada limonlu beyin jimnastiği var.

Evet, jimnastik de tamamsa, devam edelim :) Konuyu yemeklerden kıyafetlere çevirelim. Aslında bunlar atık kategorisinde sayılmasa da, kullanılan bazı kimyasallar nedeniyle bazen atık olabiliyor, hiç olmazsa çöp kategorisine giriyor. Selen bu konuda çok önemli bir yazı yazmıştı, kıyafet üretim sürecinin başta işçilerin sağlığına, kullanıcılara ve dünyamıza nasıl zarar verebildiği hakkında. O da yine tüketicinin bilinçlenmesinin öneminden bahsediyordu. Kurumsal açgözlülüğün tüketicinin açgözlülüğünden beslendiğinden ve bunun her aşamada herkese, her şeye nasıl zarar verdiğinden...  

Almak değil de atmaktan bahsederken ben de sorayım, giymediğiniz kıyafetleriniz var mı? Bunları ne yapıyorsunuz? Dolapta size ağırlık mı yapıyor, yoksa dünyaya çöp olarak geri mi dönüyor? Şahsen eşya meselesi beni çok bunaltıyor. Eşya sevmeyen bir insanım. Fazla mal gözümü çıkartıyor, ruhumu daraltıyor. Ama vakti zamanında annemin epey bir para sayıp aldığı kıyafetlerimi atmaya ne gönlüm elveriyor, ne de bütçem. Evet, annem 30 yaşıma kadar bana kıyafet almaya devam etti, ama 'kızı' doğduktan sonra --öyle diyor, Skype'ı açtığımızda "kızım nerde benim?" Şuna bak 3 sene önce geldi, 30 yıllık asıl kızı olan ben hiiiç, esamem okunmuyor; tabii kıyafetler de artık küçük hanfendiye alınıyor.  Şikayetim var! Tamam tamam hakkını yemeyeyim, hala beni düşünen, giydiklerimi dert eden bir annem var, canım annem iyi ki var.

Herneyse, özel hayatımla ilgili sırlarımı paylaştıktan sonra devam edeyim, ne diyordum,  fazla eşya diyordum. Yok sevmiyorum kardeşim! Mesela evde bir şey 2 ay boyunca kullanılmaya görsün, hoop dışarı. Genelde geri dönüşüm ve yeniden kullanma merkezine. Biz kullanmıyoruz, ihtiyacı olanlar kullansın diye.

Ama nedense, bu hafta sonuna kadar bazı özel kıyafetlerim için bunu yapamamıştım. Yıllardır giy(e)mediğim, küflenmeye yüz tutmuş gençlik kıyafetlerim beni hem görsel olarak hem de vicdan olarak rahatsız etse de kıyamıyordum vermeye. Bir sebebi, burada o kadar ince tanıdıklarım yoktu :) Burası da enteresan aslında! Sanki hep o kilodaymışım gibi, nedense sadece o kıyafetleri saklamışım. Nedense büyük gelen kıyafetler 1 milimetre bollaştığı gün kapı dışarı edilmiş, bunlarsa yıllardır köşede bekletilmiş! Neden acaba? :P

Neyse sonunda, kullanamasan-da-atma, bir-köşede-dursun günü-gelir-lazım-olur felsefesi hiç bana göre olmadığı için (daha doğrusu yaşımın 35'e ermesiyle birlikte bir daha 48-50'li kilolara dönemeyeceğimi idrak etmiş olduğum ve bu dakikadan sonra kıyafetler tarafından taciz edilmek istemediğim için) bu haftasonu kıyafetlerime elveda deyip 2. el mağzasına teslim ettim (My Sister's Closet). Hoşçakalın gençlik-zariflik yıllarım... başka totolarda çok güzel hayatlar bulacaksınız eminim... benimki artık aldı başını gidiyor, sori!

İkinci el mağazaları
Evet, sonunda asıl konumuza geldik: ikinci el mağazaları. Giderek daha da çok sevmeye başladım. YavruSu'ya doğduğundan beri alıyorduk zaten. Çocuk kıyafeti bir sezondan fazla giyilmediği için eskimeye fırsat bulamıyor. Ama büyükler için aynı şey söz konusu değildir diye düşünüyordum. Başkasının eskisini mi giyeceğim diyerek başlangıçta biraz tepeden bakıyordum. Çifte standardın böylesi görülmemişti, kızına al, kendine alma. Uzun bir süre direndim. Sonra ailemizin bu tarz olayları çokça önemseyen, hatta sadece bizim dünyamızı değil, başka dünyaları, güneşi ve diğer evrenleri de düşünen, çokça düşünceli adamı Mr. T'nin ısrarlarına dayanamayıp göz ucuyla bir bakmaya karar verdim. Aman yarabbi, bir de ne göreyim, hiçbir farkı yok normal dükkanlardan. Zaten artık kim kıyafetlerini yırtılana kadar giyiyor ki! Ve hatta eskiden olduğu gibi yırtılınca yama yapıp giymeye devam ediyor? Ya da Joseph gibi aynı kıyafetten yeni kıyafetler oluşturuyor eskidikçe? Varsa beri gelsin, alnından öpeceğim.

Öpmediklerim üzülmeyin, bakın sizin de ileride şansınız var. Şimdi size daha cazip olması açısından rakam vereyim de iyice anlaşılsın mesaj :) Bir seferimizde, 60 dolara 10 parça kıyafet (2 mont, 1 etek, 3 kazak, 4 tane de pantolon) ve ayrıca 1 kolye ve 1 dijital fotoğraf makinesi aldık. Hepsi sapasağlam, gayet iyi durumda, güzel kıyafetler. Hatta, markacılar için de yazayım: Gap, Tommy&Hilfiger, Calvin Klein ve American Eagle falan genelde (demek millet burada bunları giyiyormuş). Fotoğraf makinesi 5 dolar, dijital, gayet güzel bir makine. Öyle süper kaliteli çekmiyor ama hem fotoğraf hem de video çekiyor. Bizim kuzu için daha iyisi çikolatalı dondurma tabii ama bunu da severek kullanıyor. Üstelik bizim makinenin ömrü de bu sayede uzamış oluyor.

Eveeet, kıyafet ve makine olayı böylece çözülmüş oldu :) Peki ya diğer kullan-at kategorisindeki şeyler ne olacaktı? Onları nasıl kullan-atMA'ya çevirecektik? Tüm bu sorular ve cevapları yarın yine bu sayfada! Hala buradaysanız, şimdi ekranınızın başından ayrılabilirsiniz :) Yarın, olmadı ertesi gün, o da olmadı daha ertesi gün, en kötü ihtimalle haftaya gelin ama...

Monday, February 20, 2012

Kasabanın en uydurukçu cücesi* :)


Occupy Bloomington'cıları gören YavruSu: 

- Anne bu insanlar çadırlarda ne yapıyor?
- Protesto. Sistemi, devleti, ekonomiyi, bır bır bır bır...
- Potesto mu yapıyorlar?
- Hımm sanırım bunu anlatamayacağım, kısaca uyuyorlar diyeyim.
- Neden çadırda uyuyolar?
- Çünkü evleri yok.
- Neden?
- Çünkü evler çok pahalı. Paraları olmadığı için ev alamıyorlar, çadırda kalıyorlar. Ve aslında --yine başa döndük-- bu durumu protesto etmek için çadırda kalıyorlar.

- Ben onlara ev yaparım anne. Ellerimle yaparım. Ama küçük olur. Onlar da küçülüp eve girerler. Sonra onlara parti yaparım, pembe pembe ışıklar koyarım evin içerisine. Sonra yangın çıkar, fire engine gelir yangını söndürür. Ben de onlara ayakkabımı veririm, onun içinde uyurlar.

- Hımm, evet başka bir ekonomi böyle de mümkün olabilir tabii :-) Ama farklı alternatifler için sen yine de şurayı oku derim...

______________
*Başlık, "Kasabanın En Şık Devi" kitabına referans. Orada da George karakteri, evi yanan farelere ayakkabısını veriyor. 


Monday, February 13, 2012

Amerika'dan ilik donörü olmak için

Bu sabah çok sevgili Nansa mail atmış. Amerika'dan da ilik donörü olmak için başvuru yapılabiliyormuş. Kendisi eşi için başvuru yapmış ve nasıl yapacağımıza dair ayrıntılı bilgi vermiş, sağolsun! Ben de T. ile konuştum, onun kan grubu Gamze'yle aynı olduğu için uyma şansı daha yüksek. Hemen başvurumuzu yaptık şimdi kitimizi bekliyoruz.

İşlem çok kolay!
1. National Marrow Donor Program'ın web sitesine gidip online başvuru yapıyorsunuz.
2. Size 4 tane pamuk çubuğundan oluşan bir kit gönderiyorlar ve o pamuk çubuklarıyla ağzınızın çeşitli bölgelerini ve dişlerinizi fırçalayıp geri gönderiyorsunuz.

Evet, hepsi bu kadar. Ve hiçbir ücret ödemeniz gerekmiyor.

Ve evet yarın güneş doğacak; Gamze ve diğer ihtiyacı olan insanlar için şimdi Be the Match!



Güncelleme: Amerika'daki bu kuruluş ile Ankara ilik bankasının bağlantısı varmış. Buradan bir eşleşme olduğunda, Ankara bilgilendiriliyormuş.
Güncelleme: Pratik Anne, Gamze'nin ailesine mail atmış. Gamze'nin doktorunun Ankara ve İstanbul'daki merkezler aracılığıyla başvuru yapması gerekiyormuş. Başvuru yaptıklarında bu kuruluşa üye olan uluslararası tüm bankalar taranıyormuş.