June 18, 2012

Sevgili günlük...

İstanbul'da dostlarla muhabbet çok keyifliydi. Fakat "senede bir gün" ilişkisi biraz düşündürdü bu sefer. Turist gibi gelip gitmek, senelik muhabbeti 2-3 saate sığdırmaya çalışmak, konudan konuya atlayarak tüm konuları konuşmaya çalışmak, dolayısıyla yüzeylerde gezinmek, yüzeyselleşmek... Sanırım gurbetçiler için kaçınılmaz bir durum...

Bir de bu sefer gördüm ki İstanbul dolmuş taşmış, bize yer kalmamış sanki. Dağ taş tuğla olmuş, trafik geçen senelere oranla iyice artmış gibi geldi. Ya da hamile halimle bir yerden bir yere giderken 8 kere arabayı katla, aç, çantaları yerleştir, çantadan akbil çıkar, para çıkar, onu çıkar bunu çıkar, çocuğu oturt, 5 dakikalık yoldan fazlasına alışmamıs çocuğu eyle, saatlerce süren yollarda miden bulanarak kitap oku, insanların uyarılarıyla muhatap ol... biraz fazla gelmiş olabilir. Daha pre-iki-çocuklu hayatta böyle zorlanmışken, ikinci doğduktan sonra nasıl olacak bilemedim.

Sanırım fazla alıştım oradaki sakinliğe. Şehir hayatı çok üstüme geldi, fazla stresli geçti bu kez. Kendine ait odası olsa da insanın, trafikte ve kalabalıkta geçen zaman öyle yorucu ki odaya ayak basmak mümkün olsa bile bir şey yapmaya halim kalır mı bilemedim...

Neyse, sonra Adana'ya geçtik. Yolları artık asfalt olmuştu Adana'nın ama bu sene de bizi baştan çıkarmaya devam etti birtakım güzellikler. Ayıptır söylemesi en başta T.nin kuzenlerinin yaptığı içli köfteler, sarmalar, dolmalar, lahmacunlar, pideler... mmm...

Adana'da yoğun akraba ziyaretleri, ilgi, şefkat, yemek ve kebaba doyduktan sonra bir de üzerine bir arkadaşımızı gördük, aradaki uyuşmaya şaşırdık, sevindik ve depoları iyice doldurup yine yollara düştük. T.nin babasını da alıp İzmir'e ayak bastık sonunda. Bizimki geldiğinden beri "nenenin Türkiye'sine gidelim" diye sayıklıyordu, pek sevindi nenesine kavuşunca.

Nene-dede, akrabalar, komşular, arkadaşlar sağolsun, yoğun ilgi ve sevgi sonucu çok çok mutlu oldu YavruSu.


Bu arada Türkçesi de epey ilerledi. Ancak repertuvara birtakım 'sakıncalı' kelimeler de eklendi tabii. Oradayken Türkçeyi sadece bizden duyduğu için gayet kontrollü bir kelime dağarcığı vardı, burada serbest kaldı. Bizim information science masterında yaptığımız tartışmalar canlandı gözümde "controlled-vocabulary vs. free-text..." Dokümanlar, kolay ulaşım için indexlenirken kontrollü kelimeler mi kullanılmalı, yoksa her kelime indexlenerek serbest bir şekilde aranabilmeli mi? Kısaca önceden belirlenmiş anahtar kelimeler mi, gugıl mı? Yerine göre ikisinin de avantajı ve dezavantajı var elbette ama bizim için şu aşamada kontrollü-sözcük-dağarcığı daha iyi sanırım, zira insanlara anlamını bilip bilmeden sakıncalı sözler söylemesi alışmamış bünyemizde diken batmış hissiyatı yarattı. Hele kendinden yaşça epey büyük insanlara karşı etti mi bu lafları, insanlar gül gibi seveyim derken, sanırım ağacın dibinde buldular kendilerini.

Bir de kazanma meselesi var. Geçen sene de burada tanışmıştı bu mühim meseleyle, yine hemen adapte oldu. Yalnız bunun da anlamını tam olarak idrak edememiş sanırım ki babasıyla havuzda yüzme yarışı yapıyor güya, baba bekletiliyor, bizimki hedefe yüzüp yarışı kazandıktan sonra babanın yüzmesine izin veriliyor, "ben kazandım, ben kazandım" nidaları eşliğinde. Arkadaşı yarışalım deyince de "önemli olan yüzmek" diyor sıpa.

Neyse, şimdi önemli olan birlikte güzel vakit geçirmek, güzel arkadaşlar ve aileyle tatilin tadını çıkarmak. Bu bağlamda, beni yolun yarısına geldiğim gün yalnız bırakmayan Günün Çorbası ekibine ve Gülçin'e bir kez de buradan teşekkür ediyorum. T. dedi ki, yolun bundan sonraki yarısı daha zorlu geçecekmiş :/

19 comments:

ycurl said...

Tebrik ederim hem hamilesin hem de sehir sehir dolasiyorsun hem de sanatsal aktivitelere katiliyorsun :) Sanirim sen superwoman olmalisin :)) Kolayliklar diliyorum sana biz de 5 sehir sigdirdik 3 haftaya ama sizin daha uzun zamana yayilmis durumda anladigim kadariyla :) Bu arada Adana'da yemekler disinda bir sey ilgini cekti mi? Esim bile koy olmus Adana dedi bir Adanali olarak :)) Iyi tatiller ve bol bol dinlenmeler diliyorum.

yeliz said...

tekrar teşekkürler evrencim ve mutlu yıllar:)
yavru su'yu öperim:)

nil said...

Nasıl olduysa bu postun direkt düştü hem reader hem panele...Anlamıyorum yazmıyorsun sanıyordum :(

Neler kaçırmışım ben...

Öncelikle çoook tebrik ederim, çok sevindim Evren...Sağlıkla kucağınıza almanızı dilerim.

Yolun yarısını 3 geçmiş biri olarak, bir zorluğunu görmedim:P Makyaj yaparken gözümün kenarında bazı çizgiler görüyorum ancak sanırım aynayı temizlemek gerek :P Mutlu, sağlıklı yılların olsun, sevgiyle birarda eşinle, çocuklarınla...

hindiba said...

Bizim sincap da yarismanin "önce sen bi dur, ben baslayayim, ben bitirince sen baslarsin, iste kazandim, iste kazandim" demek oldugunu saniyor :D Anlattik ama anlamak istemedi...

Deli Anne said...

a aaa ben kaçırmışım .. yani Su'cuğumuzun kardeşi mi olacak:) ne güzel haber:)

saricizmeli said...

Evren, geçen seniki telefon numaran aktif mi? Sinyal sesinden sonra mesaj bırakayım mı?

Ipek said...

Turkiye'ye gitmek ve gitmemek iste butun mesele bu... :P

Cigdem said...

Nice mutlu,saglikli yaslara Evren! Yav sizin bir Adana baglantiniz mi var di, ben hic bilmiyordum. Eger ayni dönemde oralarda rastlasirsak mutlaka YavruSu ve sürekasiyla tanismak, kebap esliginde kaynasmak istiyorum kendileriyle:)). T.'ye katilmiyorum, katilmak istemiyorum daha dogrusu, her yas/dönem ayri güzel, ayrica sarap kadin kategorisindenmis gibi bir havan var senin:)). Sevgiler.

Berceste said...

Yetmedi Evren, yetmedi, bize de yetmedi bu kısacık süre... Ama olsun hiç yoktan iyidir. Böcük soruyor Tülin Su ne zaman gelecek diye. Hafızasında arkadaşlar kısmında artık böyle reel bir kayıt var :) Bize zaman ayırdığınız için çoook teşekkürler.

Evren said...

ycurl,
:))) Sizinki daha inanılmazmış: 3 haftada 5 şehir. Adana'da biz pek gezmedik, daha ziyade akraba ziyaretleri ile geçti zaman. Bir kere T.nin teyzesinin bahçesine gittik. Orası zaten köydü :) Bak bir denk gelemedik... Öpüyorum sizi çok.

yeliz,
ben teşekkür ederim efenim, öperim :)

nil,
pek yazmıyorum zaten, çok bişey kaçırmadın yani :) Destek için sağol, aynalara tez elden çözüm buluna :P

Hindiba,
Demek ki böyle bir mantık varmış, çocuk mantığı :D Biz de boşuna anlatmaya çalışmayalım madem :)

Deli Anne,
Çok teşekkürler!

Sarıçizmeli,
Evet aktif, bu sefer mesajı gelip yerinde iletseniz ne seviniriz :)

İpek,
Evet bu ciddi bir mesele. Bakalım ne olacak sonunda... Bu arada öpüyorum sizi çok.

Çiğdem,
Evet eşim Adana'lı. Ve kebap eşliğinde kaynaşmak süper bir fikirmiş :)) Umarım rast geliriz bir yıl. İltifat için de teşekkürler! Artık T.nin önünde havamdan geçilmez bugün :)

Berceste,
Bak İstanbul buluşmalarını kaydetmemişim, o kısım pek bir yoğundu. Aynen bize de hiç yetmedi. Seninle ve senin böcükle tanıştığımıza çok çok sevindik. Öpüyoruz kocaman, sevgiler...

Gulcin said...

oo ben de surprizi yaziyorum sandim meger yeliz de sen de yazmissiniz ne guzel :)
Istanbul konusunda konustugumuz gibi evren katiliyorum sana. Turist gibi gezmek guzel de icinde yasamak, trafik vs beni de cok korkutuyor. Isin fenasi donme karari geciktikce bu korku da buyuyor.
YavruSu'ya laf yok.Ayrica unutma annesi ogretmeni sarki soylerken durup konusanlara cok kiziyormus. Cok gulcum ya turkce oklayi bitmis Evren kizim sana soyluyorum gelinim sen dinleyi bile cozmus cocuk :)

Yeni yasin yeniden kutlu olsun! Bakma sen T. 'ye en guzel yillar basliyor diyenler de var :)

Sevgiler

ycurl said...

Yolun yarisi olayini simdi farkettim :) Ablamla ayni gun dogmussun bak bir ortak yanimiz daha. Bu arada gecen gun NIH biomedikal alaninda genc bilim adami odulu verecegini acikladi ve tahmin et yas siniri ne? 52 :)) Evet 52 cunku genelde ilk granti almanin yas ortalamasi 42 imis. Bu durumda 35 anlamsiz oluyor :)) Bu arada gercek daha guzel yillar basliyor 35inden sonra o yuzden sana soylenenlere aldirma sen ;)

Berceste said...

Ycurl, keske bu 52 yas olayini is arayan firmalar da bir duysalar! 30'dan yukariya mizmizlanip burun bukenler ozellikle! Ilk aklima gelen bu oldu.

Bir de sormadan duramayacagim, niye koy olmus Adana? Goc mu, carpik yapilasma mi? Istanbul Manhattan olacak da, Adana'ya ne oldu :( Ingiltere'den geri donus yapan bir arkadasimin yorumu yasanacak gibi sehir olmustu :) Hani Ingilizlere koylu derler ya, ondan mi acep ;-)

ycurl said...

This comment has been removed by the author.

ycurl said...

Ben de tasradan geliyorum ama referans noktami Eskisehir olarak alirsam Adana guzellesememis halbuki gayet guzellesebilecek potensiyele sahip bir sehir. Eski Adana'ya hic dokunulmamis. Cok kotu durumda halbuki orada potensiyel var. Cok guzel binalar carpti gozume hatta Eski Adana'da gezerken Yilmaz Guney filmlerindeki sahneler geldi aklima. Sehir yenilesen kisma kaymis. Metro yapmislar ama ne hastane ne de universiteden geciyor cok kullanan yokmus zaten. Ama ben Adana'yi toplamda ne kadar gordum ki? Istanbul Manhattan olmus zaten ama trafik sorununu cozmeden saga sola mall ve yuksek katli bina kondurarak olacaksa hic olmasin. Manhattan'in ortasinda Central Park var Istanbul'da var mi oyle bir sey bakayim? :)) Insanlarin nefes almak icin gittigi Belgrad ormanlarinin yolu da trafik nedeniyle felc durumda.

Firmalar konusunda da sanirim o olay Turkiye'ye ozgu. Burada is basvurularinda cinsiyete, yasa ve evlilik durumuna bakilmaz. Amerikalilar bu konuda oldukca dikkatli. Turkiye'de duyuyorum ozellikle evlenip cocugu olmus ve 30 yas uzeri kadinlara ozel bir ayrimcilik sozkonusu. Once kafalarin degismesi gerek o da nasil olacak bilmiyorum okudugum haberler ic acici gelmiyor artikin.

Berceste said...

Sadece kadinlar degil, erkekler icin de gecerli o ayrimcilik. Ingiltere'de de var ama hem de cok! Ustelik kanunlarla korundugunu soyledikleri halde. Bir kulp buluyorlar illa.

Eskisehir'i referans alma :) Onun basinda akli basinda birisi var! Once universiteyi adam etti, sonra sehri. Keske Turkiye'yi de adam edebilseydi.

Istanbul'a gelince. E Bogaz var ya orta yerde! Parka falan ne hacet, butun evleri Bogaz'a yigariz, yesili keser ev yapariz ne olacak?

Hem trafik de neymis. Trenler yapilacaaaaak, denizin altindan gececeeeek... Konya 4 saat olacaaaaak! Vaatleri gormedin mi dort bir yanda? Deprem deprem deyip, Kentsel Donusum canavarinin eline sehri verip, sonra dikerler TOWER lari! Adini da boyle koyarlar hem. Dusunmezler insanlar neyle, nasil gelecek, isinlanacak mi. Yok ama onlar zengin helikopter firmalarina da is cikartmak lazim degil mi?

Selen said...

Evren'cim, oncelikle tebrik ederim. Ben de kacirmisim ikinci bebis haberini. Harika! Iki cocuklu olmak, tek cocuklu olmaktan cooook daha eglenceli :)
Arkadaslarla sohbet konusunda ben de ayni sekilde hissediyorum. Hangi birini anlatacaksin gecen sene boyunca olanlarin? Yuzeysel kaliyor gercekten bazi sohbetler...

Evren said...

Gülçincim,
Evet İstanbul olayı öyle... İyi ki geldin, bizi mutlu ettin, çok sağol! YavruSu'dan da aldın mesajı :) Güzel dileklerin için çok teşekkürler!

ycurl,
İyi anlarsın o zaman sen beni :) Ablana selamlar... Yaş konusunda da moral verdin, çok çok teşekkürler! Öpüyorum sizi :)

Selen,
Çok teşekkürler! Önümüzde sizin gibi gurular oldukça cesaretimiz artıyor zaten. Gezi notlarınıza da ayrıca bayıldım, çocuklar, çocuklar dedikçe gelecek yıllarımızı düşündüm :)

Şerife Çimen said...

Can'la Su oynarken densiz bir müdahalede bulunmuştum hatırlarsan. Can'ı haşin hareketleri için uyarmıştım T.Su rahatsız olabilir diyerek. Su da bana dönüp "Ama ben tamam dedim." demişti. Çok şirindi :)