March 4, 2013

Masalda 'doğru' mu, 'yanlış' mı, 'uygunluk' mu?

Hep sevdiğimiz kitapları yazacak değiliz ya, biraz da sevmediğimiz kitaplardan bahsedelim.

Kim Korkar Kırmızı Başlıklı Kızdan
Her yerde çok fazla reklamı yapılınca bu yaz Türkiye'den almıştık bu kitabı. Kurtları kötü gösteren kitaplara karşı naif bir perspektifle yazılmaya çalışılmış ama kanımca hiç olmamış bir kitap --ki bizim mimi de yüzüne bile bakmıyor bu kitabın. Bir kere zorla okuduk. Her sayfada heyecanlı bir şeyler olacak diye bekledi zavallım. Ama bir kere okuduktan sonra bu gerçek üstü naifliğe o da prim vermedi benim gibi.

Kitap yalnız başına ormana gitmek isteyen yavru kurdun, onu tek başına göndermekten imtina eden annesi ile diyalogları üzerine kurulu. Anne kurt, yavrusunun hazır olup olmadığını anlamak için çeşitli sorular soruyor. İşte, kırmızı başlıklı kızı görürsen ne yapacaksın, büyükannenin evini görürsen ne yapacaksın, uykun gelirse ne yapacaksın, vs. Yavru kurt da dersine çalışmış, annesine bilmiş bilmiş cevaplar veriyor. En son uykusu gelirse diye derenin kenarında uyurken ağaca asmak için bir pankart hazırlamış onu gösteriyor. Pankartta diyor ki:
"Dikkat! Dikkat! Sevgili Avcı Amca, Büyükanne ormanın diğer ucunda. Kırmızı Başlıklı Kız'ın ve ailesinin yanında. Belki biraz şişlik varsa karnımda, inan sadece brokolili makarna. Lütfen karnımı boşuna yarma. Biz vazgeçtik artık et yemekten. Bıktık masallarda kötülenmekten."
Nasıl bir zorlama, nasıl bir kasma! Tamam, kurtları sürekli kötü gösteren kitaplara karşı alternatif kitaplar yazılmasını anlıyorum ve fakat kurtları vejetaryen göstermek, hele brokoli sevdirme çabalarını, 'zorla' bu kitaba eklemek olayını hiç anlayamıyorum. Cidden kafam almıyor! Neyse ki çok güzel alternatifler var severek okuduğumuz/izlediğimiz.

Karda Ayak İzleri
Bu kitap da kurtların perspektifinden yazılmış. Bir kurt, kurtları sürekli olarak kötü gösteren kitaplara karşı kendisi bir kitap yazmak istiyor, derken kapı çalıyor, açtığında karda bir ördeğin ayak izleriyle karşılaşıyor, ayak izlerini takip ediyor ve ördeğe ulaşıyor. Amacı ördekle arkadaş olmak. Ancak, bu işe çok iyi niyetli başlamasına rağmen ördek giderek ona yiyecek olarak görünmeye başlıyor ve tam ördeği avlayıp yemeyi düşündüğü sırada uykusundan irkilerek uyanıyor. Ama "her şey bir rüyaymış" klişesiyle bitmiyor. Uyandıktan sonra tekrar kapı çalıyor. Ve bizim yazar kurt, kapıyı açtığında gerçekten de ördeğin ayak izleriyle karşılaşıyor. Kitap burada bitiyor, gerisi okuyucuya bırakılmış. Gerçekten içgüdülerinin esiri mi olacak, yoksa bunu aşıp ördekle arkadaş mı olacak, bilmiyoruz. Eğer "zihnimiz kolektif bilincin geleneksel ahlakçılığıyla, tek yanlı, gölgesiz gerçekleriyle doldurulmuşsa" arkadaş olacaklarını düşünebiliriz (Ursula K. LeGuin). İşte bu noktada, yani tartışmaya açık, üzerine durmadan düşünülebilecek bir kitap olması noktasında çok başarılı buluyorum ben Karda Ayak İzleri'ni.

Fantastic Mr. Fox
Benzer bir tema Roald Dahl tarafından da işlenmiş: Fantastic Mr. Fox. Aslında bunun kitabı da var --ki film zaten kitaptan uyarlanmış ama bizimkinin yaşı henüz tutmadığı için şimdilik filmini izlemekle yetindik. Kitap 7 yaş üzeri için öneriliyor. Filmi de tam olarak anladı mı bilmiyorum ama bizim için eğlenceli olduğu kadar düşündürücü de bir film oldu diyebilirim (güldürürken düşündüren türden :P). Buradaki konu da benzer. Ve fakat, bu kez, kurt değil, tilki başrolde. Kahramanımız Bay Tilki'nin aslında bir anti-kahraman olduğunu farketmemiz uzun sürmüyor. Ne kadar iyi bir eş, iyi bir baba olsa da, eşine söz verdiği halde hala komşu çiftliklerden tavukları çalmaya devam ediyor. Eşinin durumu farketmesi üzerine içerisindeki gölgesiyle yüzleşmeye başlıyor.

Bu çok güzel alternatifler bizim, tek yanlı sunulmuş gerçeklere karşı, mesafeli durup düşünmemizi sağlıyor. Ve çok sevdiğim Ursula K. LeGuin'in Kadınlar Rüyalar Ejderhalar kitabındaki "Çocuk ve Gölge" makalesinde dediği gibi:
"Masalda "doğru" ve "yanlış" yoktur, belki de "uygunluk" diyebileceğimiz farklı bir standart vardır. Hiçbir koşul altında yaşlı bir kadını fırına itmenin ahlaki olarak doğru ve etik açıdan erdemli olduğunu söyleyemeyiz. Ama masal koşullarında, arketiplerin dilince, bunu yapmanın uygun olduğunu tereddüt etmeden söyleyebiliriz. Çünkü bu durumda ne cadı yaşlı bir kadındır, ne de Gretel küçük bir kız. İkisi de ruhsal unsurlar, karmaşık bir ruhun ögeleridir. Gretel kadim çocuk ruhudur, masum, savunmasız; cadı ise kadim kocakarıdır, sahip olan, yok edendir; size kurabiye veren ve sizi bir kurabiye gibi yemeden önce yok edilmesi gereken annedir, yok edilmelidir ki siz de büyüyüp anne olabilesiniz. Vesaire, vesaire. Tüm açıklamalar kısmidir. Arketip açıklamayla bitirilemez. Çocuklar onu yetişkinler kadar iyi ve kesin biçimde anlarlar; hatta daha da iyi anlarlar, çünkü zihinleri kolektif bilincin geleneksel ahlakçılığıyla, tek yanlı, gölgesiz yarı gerçekleriyle doldurulmamıştır henüz."

2 comments:

ÇokBilmiş ÇokBilmiş said...

Kurtları kötülemesek, iyi göstermemiz de gerekmez, değil mi? Ben hayvanların insanileştirilmesinin, yani kötü kurt, sadık köpek, kurnaz tilki, nankör kedi filan gibi tiplemelerin ve hatta peluş hayvanların doğadan uzaklaşmanın bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Vejeteryanlık ve veganlığın da aynı şekilde hem doğadan uzaklaşmanın bir sonucu ve hem de insan hayvan ilişkisini kesen durumlar olduğunu düşünüyorum. Bu nedenlerle mümkün mertebe içinde insanileşmiş hayvanların olduğu kitaplar almamaya çalışıyorum. Ama inanın çok zor oluyor. Hayvanların konuşmadığı kitap kalmamış.

İçinde konuşan hayvan olmayan bulduğum ilk kitap mülteci çocukların yazdıkları bir hikaye kitabı idi. Çocuklar hayvanları konuşturmuyor, yetişkinler konuşturuyor demek ki, diye düşündüm ister istemez. Ki kitapta baş karakterdeki çocuğa arkadaşlık yapan bir karga vardı ama bildiğimiz kargaydı, gülmüyor konuşmuyor, çocuğa yol yordam göstermeye kalkmıyor ya da insan gibi hareketler yapmıyor vs.

Sonrasında 1-2 masal kitab filan buldum ama inanın içinde iradesiz hayvan bulunan kitap da masal da kalmamış. Ki sanırım bu Kırmızı Başlıklı Kız masalı da görece yakın tarihli bir masaldır. Ben mesela 4 yaşındaki kızıma Mavi Sakal hikayesini analtıyorum, MAvi Sakalı parça pinçik de ediyorum masalın sonunda. Arketipse arketip, sorun yok bence. Ama şu kurt konuşmasın mümkünse, yoksa olay kurtun karnının yarılması değil benim açımdan...

Evren said...

Evet ya, bu konuda çok haklısın, o insanileşmiş hayvanları ben de kaldıramıyorum. Çok yapmacık geliyor. Doğal değil kesinlikle. Mavi Sakal iyiymiş :)